Düzenleyen : Sena Afşar
2 Haziran 2020 Salı
Kırılma Noktası
Hayatın kırılma noktaları vardır; bu kırılma noktalarından biri başlangıç noktasıdır ve bu nokta o kadar kısadır ki, parmağınızı şıklattığınızda geçen süre kadardır, bu ilk adım olduğu için çok küçüktür. Çoğu kişi bu kadar küçük bir şeye umut etmeyi istemiyor; bazen bunu görmüyor bile, çünkü bir şeylerin oluşmasını çabucak görmek istiyor. Oysa en büyük devrimler sessizce olur, yavaş yavaş; hiçbir çiçek büyümek için acele etmez, hiçbir kelebek kozasından çıkmak için acele etmez çünkü acele ederse öleceğini bilir ve hiçbir civciv yumurtasından çıkmak için acele etmez. Aslında biz de acele etmezdik, hatırlayın; annemizin karnında iken hiçbirimiz çabucak çıkmayı düşünmedi zaten düşünemezdik bile. Anlayacağınız başlangıçta tüm canlılar böyledir hiçbiri acele etmez, ne zaman ki özgürlüğümüz kısıtlanıyor o zaman acele etmeye başlıyoruz. Hayvanları düşünün; kendi yaşamları tehlikeye girince çok hızlı olmaları gerektiğini bilir ve acele ederler bunu yapmazlarsa hayatları bitecektir bu da doğada kalmak için yani özgür olmak için verdikleri yaşam mücadelesidir. İnsanlar yaşamları tehlikedeymişçesine acele ediyorlar, hayatları sona ermeden herşeyi yapmak istiyorlar, önce başları zaman ile derde giriyor ve bir güne çok şey sığdırmakla başlıyorlar işe. Kendi bedenlerini besleyecek olan öğünü çok hızlı ve amaçsız almaya başlıyorlar, oysa bedenin çalışma prensibi vardır; aldığı öğünü önce öğütür sonra belli miktarda hareketle sindirir, gerekli olan besinleri vücudun çeşitli yerlerine gönderir geri kalanlarını atar, bu işlem kendimizi iyi hissetmemizi ve yaptığımız işleri daha sağlıklı yapmamızı sağlar. İnsanlar kendilerinin kusurlu olduğunu unutur sanki kusursuz bir şekilde işleyen sistemleri varmış gibi düşünür fakat bu böyle değildir. Gün devam ederken kafalarında bir çok şey yapmak olduğu için anı yaşayamazlar, çünkü her zaman akıllarında bir sonraki iş kalır. Bu sefer hızlanmaya başlarlar oysa bir ömür çok şey yapmadan da bitebilir, zaten ne kadar çok şey yaparsanız yapın herşeyi yapamayacaksınız. Önemli olan size keyif veren şeyleri tıpkı vücudumuzun yaptığı gibi önce öğüterek sonra, sindirerek yapmanız. Bir(1) sayısını göze alalım; bir sayısını her seferinde sadece kendisiyle toplayarak her doğal sayıya ulaşabilirsiniz ve böylelikle her sayıyı da tek tek görmüş olursunuz, bunu yaparak sona ulaştığınızda ise elinizde çok daha fazla şey olur. Bizler birazcık büyümeye başlayınca acele etmeye başlıyoruz, istediğimiz her şey hemen olsun istiyoruz. İşte hayatımıza küçüklükten giren bu yaşam biçimi bizim hayattan zevk almamızı engeller, zamanla büyüdüğümüzü unutturur; oysa oluşumların hepsi zamanla belli bir çaba sonucu gerçekleşir. Bir iş üzerinde ne kadar çok zaman harcarsanız o iş o kadar güzel olur. Picassoyu düşünelim picasso tablolarını yaparken "bunları çabucak bitirmeliyim" diyerek bir yere bir şeyler yetiştirme çabası içerisine girseydi picasso olabilir miydi? Olamazdı. Çünkü andan ne kadar uzaklaşırsanız kendinizden o kadar uzaklaşırsınız. Bizler uğraşlarımıza çok zaman harcamadığımız için çok çabuk vazgeçiyor ve çabucak bahaneler bulup işlerimizi erteleyebiliyoruz; aslında en önemlisi anı yaşamak, anlık mutluluklar yaratmaktır . Hiçbir şirket batacakken acaba biz 10 yıl sonra ne kadar ciro elde edeceğiz diye düşünmez. Eğer bunu yaparsa anda kalamaz ve şirketlerini batmaktan kurtaramaz. Yapmaları gereken şey; bugünü kurtarmaktır. Hayatta, sürekli değişimler içerisindeyiz, bu değişimlerin oluşması için de zaman gerekiyor bir şeyi yapıp hemen değişmeyi beklemek aptalca olur. Bazı değişimlerin etkisini bilebilirsiniz fakat hepsini bilmeniz mümkün değildir, çünkü hayatı parametre etmek imkansızdır hayat her zaman sürprizlerle ve değişkenlerle doludur.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
7 yorum:
"Hiçbir kelebek kozasından çıkmak için acele etmez" ����
Acelemiz var ama niçin bilmiyoruz. Acele ettiğimiz şeyler uğruna anı kaçırıyoruz. Yıpranıyoruz...
Çok güzel yorumlamıssiniz
Süper ��
Bu dünyaya sadece yemek içmek eğlenmek oyun oynamak için geldiysek hayvandan farkımız ne biz bu dünyaya imtihan edilmek için geldik ve bize bu dünyada mutluluk yok musibet var bela var Allah c. C devamlı bizi sınıyacak ve derman ancak alemlerin rabbi olan Allah Azze ve cellede
An meselesine gelince insanlar hiç bir anın bidaha yaşanmıcağını bilsin yeter ve bazen dejavu yaşadım diyoruz ya aslında öyle dejavu diye bir şey yok bize böyle hissediren şeytandır çünkü bir insan hayatı boyunca hiç bir anı bidaha aynı şekilde yaşamıyacak dolayısıyla dejavu diye bir şey yok anın kıymetini bilin ona göre yaşayın bu dünyaya bidaha gelmiyeceğiz alabildiğinizi alın hiç bir şey alamıyacağımıza göre bu dünyadan götürebileceğimiz tek şey amellerimiz olacak
"Evet dünyaya ait işler, kırılmaya mahkûm şişeler hükmündedir"
Yorum Gönder